İki yıllık süreçte yönetim kadrosundan iletişim politikasına, akademik hedeflerden üniversitenin dışa dönük yüzüne kadar birçok başlık gündeme geldi. Peki, iki yılda gerçekten ne değişti?
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde rektörlük koltuğunda iki yıl geride kaldı.
Prof. Dr. Ahmet Şengönül, 21 Eylül 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı kararıyla Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörlüğüne atandı. Üniversitenin resmi kayıtlarına göre Şengönül, 23 Eylül 2024 tarihinde görevine başladı. Böylece Şengönül yönetimindeki ikinci yıl da Eylül 2026 itibarıyla tamamlanmış oldu.
İki yıllık dönem, yalnızca yapılan etkinlikler, açılışlar ve açıklamalar üzerinden değil; üniversitenin yönetim anlayışı, akademik yapılanması, iletişim politikası, personel ve öğrenciyle ilişkileri ve ortaya konulan hedeflerin ne ölçüde karşılık bulduğu üzerinden de değerlendirilebilecek bir süreci ortaya koydu.
İki yılın en belirgin değişimi: yönetim kadrosu
Şengönül döneminde üniversitenin üst yönetiminde farklı görev dağılımları ve yeni isimler öne çıktı. Eylül 2026 itibarıyla rektör yardımcıları Prof. Dr. Hayati Öztürk, Prof. Dr. Salih Cem İnan ve Prof. Dr. Süleyman Değirmendir.
Bu tablo, iki yıllık dönemin yalnızca rektör değişikliğiyle sınırlı olmadığını, üniversitenin yönetim mekanizmasının da yeni dönemin öncelikleri doğrultusunda şekillendirildiğini gösteriyor.
“Önce insan” söylemi yönetimin temel başlıklarından biri oldu
Şengönül’ün göreve geldiği dönemden bu yana yaptığı açıklamalarda insan odaklı yönetim, ortak akıl, akademik özgürlük, liyakat ve iletişim kavramları sıkça öne çıktı.
Ancak iki yıllık bir yönetimin değerlendirilmesinde asıl soru, kullanılan kavramların ne kadar tekrarlandığından çok, bu kavramların üniversitenin günlük işleyişine ne ölçüde yansıdığı.
Bu nedenle Şengönül döneminin önümüzdeki süreçte akademik personel, idari çalışanlar ve öğrenciler açısından nasıl değerlendirileceği, yönetim anlayışının kalıcı olup olmadığının önemli göstergelerinden biri olacak.
İletişim politikasında KİMER tartışması
İki yıllık dönemin en fazla sorgulanması gereken başlıklarından biri ise üniversitenin iletişim politikası.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde görev yapan Kurumsal İletişim Merkezi’nin (KİMER) temel görevleri arasında üniversitenin basın ve yayın organlarıyla iletişimini yürütmek, kamuoyunu üniversitenin faaliyetleri hakkında bilgilendirmek ve kurumsal iletişimi koordine etmek bulunuyor.
Ancak burada dikkat çeken bir çelişki var.
Üniversitenin iletişim kanallarının çeşitlenmesi ve basınla daha güçlü bir ilişki kurulması beklenirken, KİMER’in çalışma pratiğinin önemli ölçüde üniversitenin kendi faaliyetlerini duyuran, rektörlük açıklamalarını aktaran ve kurumsal etkinlikleri haberleştiren bir yapıda kaldığı yönündeki eleştiriler de gündeme geliyor.
Gazetecilik açısından ise üniversitenin iletişimi yalnızca kendi hazırladığı haberlerin basına servis edilmesinden ibaret olmamalı.
Bir üniversitenin kurumsal iletişim biriminin başarısı, yalnızca kaç haber yayımladığıyla değil; basın mensuplarına bilgiye erişimde ne kadar açık olduğu, farklı medya kuruluşlarına eşit mesafede durup durmadığı, eleştirel sorulara ne ölçüde alan açtığı ve kamuoyunun merak ettiği konularda ne kadar şeffaf davrandığıyla da ölçülmeli.
Tam da bu noktada KİMER’in iki yıllık performansı ayrıca tartışılmayı hak ediyor.
Çünkü üniversite yönetimi “iletişim” ve “ulaşılabilirlik” vurgusunu öne çıkarırken, sahadaki gazetecilerin üniversite yönetimine ve bilgi kaynaklarına erişimi de bu söylemin gerçek karşılığını ortaya koyacak önemli göstergelerden biri.
Dolayısıyla Şengönül döneminin iletişim bilançosunda yalnızca üniversitenin yayımladığı haberlerin sayısına bakmak yeterli değil. Hangi gazetecilerin üniversite etkinliklerine davet edildiği, hangi medya kuruluşlarıyla düzenli iletişim kurulduğu, eleştirel haber ve sorular karşısında nasıl bir iletişim yöntemi izlendiği de bu bilançonun parçası.
KİMER’in önündeki asıl sınav da burada ortaya çıkıyor: Üniversiteyi yalnızca anlatan bir kurumsal iletişim birimi olmak mı, yoksa kamuoyunun üniversite hakkında doğru ve farklı kaynaklardan bilgiye ulaşmasını kolaylaştıran gerçek bir iletişim köprüsü olmak mı?
Akademik hedefler masada
Şengönül döneminde eğitim, araştırma, bilimsel üretim, proje geliştirme ve uluslararasılaşma başlıkları üniversitenin temel hedefleri arasında yer aldı.
Üniversitenin 2026 yılına ilişkin açıklamalarında araştırma kültürünün güçlendirilmesi, bilimsel projelerin çeşitlendirilmesi ve akademik üretkenliğin artırılması hedefleri vurgulandı.
Şengönül’ün akademik geçmişi de bu noktada dikkat çekiyor. Üniversitenin resmi biyografisine göre ekonomi alanında uzmanlaşan Şengönül, Ankara Üniversitesi, University of Connecticut ve George Mason University'de eğitim gördü; akademik kariyerinde ulusal ve uluslararası yayın ve projelerde yer aldı.
Dolayısıyla ikinci yılın ardından üniversitenin önündeki temel başlıklardan biri, açıklanan akademik hedeflerin ölçülebilir sonuçlara ne ölçüde dönüşeceği olacak.
Üniversite dışındaki görünürlük arttı
Şengönül döneminde Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin yalnızca kampüs içindeki faaliyetleriyle değil, medya ve kamuoyuyla ilişkileri üzerinden de daha görünür bir profil oluşturma çabası dikkat çekti.
Rektörün 2026 yılında basın mensuplarıyla bir araya gelmesi ve üniversitenin çalışmalarını kamuoyuna anlatması bu iletişim politikasının örnekleri arasında yer aldı.
Ancak görünürlük ile iletişim arasında önemli bir fark bulunuyor.
Üniversitenin daha fazla haber üretmesi ve medyada daha fazla yer alması, tek başına daha şeffaf bir iletişim anlamına gelmiyor. Asıl ölçüt, üniversitenin kamuoyunun zor sorularına da aynı açıklıkla yanıt verip vermediği.
İki yılın bilançosu önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacak
Prof. Dr. Ahmet Şengönül'ün rektörlüğündeki iki yıllık dönem tamamlanırken, üniversitede yeni yönetim anlayışının temel başlıkları büyük ölçüde ortaya çıkmış durumda.
Ancak iki yılın gerçek bilançosu yalnızca düzenlenen programların, yapılan açıklamaların ya da gerçekleştirilen ziyaretlerin sayısıyla ölçülemeyecek.
Akademik üretimdeki değişim, bilimsel projelerin niteliği, öğrenci memnuniyeti, personelin yönetime erişimi, üniversite-sanayi iş birlikleri, uluslararasılaşma, sağlık hizmetlerinin niteliği ve kampüs yaşamındaki gelişmeler, Şengönül döneminin daha somut göstergeleri olacak.
Bunun yanında iletişim politikası da bu bilançonun dışında tutulamaz.
Çünkü üniversitenin kamuoyuna kendisini nasıl anlattığı kadar, kamuoyunun üniversiteye hangi soruları sorabildiği ve bu sorulara nasıl yanıt alabildiği de yönetim anlayışının bir parçası.
Şengönül yönetiminde üçüncü yıl başlarken artık gündemde “ne yapılacağı” kadar, ilk iki yılda ortaya konulan hedeflerin hangilerinin somut sonuçlara dönüştüğü sorusu da bulunuyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde iki yıl geride kaldı. Şimdi asıl soru şu: İki yılda ne değişti ve bu değişimin üniversite çalışanları, öğrenciler, akademisyenler ve Sivas kamuoyu açısından somut karşılığı ne oldu?







