Erdem ER yaptığı açıklamada; "Eğitim camiamızın ve ilimiz gündemini uzunca bir süredir meşgul eden ‘Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları'nda yaşanan süreç, yalnızca bir “özel okul“un mali krizi olarak değerlendirilmemelidir.
Bu süreç; eğitimde güvenin, kurumsal itibarın ve kamu adına kullanılan isimlerin ne kadar büyük sorumluluk taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bugün en büyük öncelik; eğitim hayatı belirsizlik içine giren öğrencilerin, maddi ve manevi mağduriyet yaşayan velilerin ve uzun süredir emeklerinin karşılığını alamayan eğitim çalışanlarının mağduriyetlerinin en kısa sürede ve kalıcı şekilde giderilmesidir. Hiçbir kurumsal tartışma, çocuklarımızın eğitim hakkının ve eğitim emekçilerinin haklarının önüne geçmemelidir.
Bununla birlikte, yaşanan bu süreçten gerekli derslerin çıkarılması da en az mağduriyetlerin giderilmesi kadar önemlidir.
Bu çağrı, herhangi bir kurumu ya da kişiyi hedef alma amacı taşımamaktadır. Aksine, eğitim camiasına ve bu şehrin geleceğine karşı taşıdığımız sorumluluğun bir gereği olarak yapılmaktadır. Yaşanan mağduriyetlerin tekrar etmemesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin kurumsal itibarının korunması ve eğitimde kamu güveninin güçlendirilmesi adına, bugün sessiz kalmanın değil, yapıcı uyarılarda bulunmanın ortak sorumluluğumuz olduğuna inanıyoruz.
Rektörlük makamının yaptığı resmi açıklamalarda, üniversite ile okulu işleten şirket arasında yalnızca kiralayan-kiracı ilişkisi bulunduğu, okulun yönetimi ve mali yapısının tamamen özel şirkete ait olduğu ifade edilmiştir.
Eğer durum gerçekten böyleyse, bundan sonra atılacak adımların çok daha dikkatli değerlendirilmesi gerekmektedir.
Her şeyden önce, okulun devrine ilişkin süreçler hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde şeffaf, hesap verebilir ve kamuoyunun güvenini sağlayacak biçimde yürütülmelidir. Yaşanan mağduriyetlerden sonra toplumun beklentisi tam olarak budur.
Daha da önemlisi; üniversite yönetiminin kendi beyanına göre yönetiminde olmadığı, sadece taşınmazını kiraya verdiği bir eğitim kurumunun, kamuoyunda üniversitenin doğrudan yönettiği izlenimini oluşturan "Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları" adını taşımaya devam etmesi ciddi şekilde yeniden değerlendirilmelidir.
Çünkü isimler yalnızca bir tabela değildir; güveni, sorumluluğu ve kurumsal itibarı temsil eder.
Bir kurum yönetiminde bulunmadığını açıkladığı bir yapının kendi adını ve "vakıf okulları" kimliğini kullanmaya devam ediyorsa, kamuoyunda kaçınılmaz olarak bir temsil ve sorumluluk algısı oluşacaktır. Bugün yaşanan mağduriyetler bunun en somut örneğidir.
Ayrıca bu durum, eğitim sektöründe faaliyet gösteren diğer okullar açısından da adil rekabet ilkeleri bakımından tartışılması gereken bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Bir üniversiteyle organik bağı olduğu izlenimi veren bir ismin kullanılması; fiili durum ile kamuoyunda oluşan algı arasında önemli bir farklılık yaratmakta ve sektörde eşit rekabet koşullarını zedeleyebilecek bir görüntü oluşturmaktadır.
Bu nedenle, kamuoyunda konuşulan, yeni devir sürecinde yalnızca işletmecinin değişmesi yeterli görülmemelidir. Sürecin tüm aşamaları kamuoyuna açık, şeffaf ve denetlenebilir şekilde yürütülmeli; yeni yapının hukuki statüsü, yönetim modeli ve isim kullanımına ilişkin esaslar hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmalıdır. Üniversitenin kendi beyanıyla yalnızca kiralayan konumunda bulunduğu bir yapının, üniversiteyle organik bağ ve kurumsal yönetim algısı oluşturan bir isimle faaliyet göstermesi, hem kamuoyunda yanlış bir algıya neden olmakta hem de eğitim sektöründe adil rekabet ilkeleri bakımından haklı soru işaretleri doğurmaktadır.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, binlerce akademisyeni ve öğrencisiyle, yarım asırdan fazla birikimiyle bu şehrin en önemli markalarından biridir. Böylesine köklü bir kurumun adı, hukuken sorumluluğu bulunmadığı ifade edilen ticari faaliyetlerle yeniden tartışma konusu olmamalıdır.
Unutulmamalıdır ki; eğitim kurumları binalarıyla değil, güvenleriyle ayakta kalır. Güven ise ancak şeffaflıkla, hesap verebilirlikle ve kurumsal tutarlılıkla korunabilir. Bugün alınacak kararlar yalnızca bir okulun geleceğini değil, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nin toplum nezdindeki itibarını da ilerleyen zamanlarda oluşması muhtemel olası risklerden koruyacaktır. Kurumların en değerli sermayesi o isimlere duyulan güvendir. O güveni korumak ise herkesin ortak sorumluluğudur” ifadelerine yer verdi.














