HAİNLERİN BAŞTACI EDİLDİĞİ MANZARAL
.................................
Güncel - 09-08-2012 19:17
[B]
MENDERES AŞKI
Bu sene 27 Mayıs'ı bir başka andık...
Andık mı, kutladık mıanlamadım...
Kimse de anlamdı zaten...
Ama, 27 Mayıs'ın dumanı bu yıl bir hafta önceden tütmeye başladı, 27 Mayıs günü tavanyaptı; hla sürüyor...
Bence bu yıl, '2010 Kültür Başkenti' yılı ile birlikte, '2010 Adnan Menderes Yılı' olarak ilanetmeliydik...
Kuşkusuz idam edilmemelilerdi... Zira bu ülke, 'Hainleri Sonradan Kahraman Yapma' konusunda uzman...
Bayılıyor bu işe...
Birçok örneği var, Çerkez Ethem ve Ali Kemal bunların örnekleri...
Sonuçta bir hainlik var mı?
Var...
Ama yıllardır, 'Çerkez Ethem esasen heykeli dikilecek bir adamdı', 'Ali Kemal adam gibiadamdı' sözleri ağızlarda dolaşıp duruyor...
Gelelim Adnan Menderes'e...
İçte durum vahim...
Cumhuriyet'e karşı, 'Dörtlü Takrir' kurulmuş, rejime karşı, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası ruhu hortlatılmaya çabalanmış, hatta başarılmış; Anayasal olarak iktidar, kendni her türlü gücün üstüne çıkarmış, taviz yok, basın susturulmuş; yasak aşklar başbakanlık binalarında, jartiyerler, sütyenler makam çekmecelerinde, açlık, kuraklık, yokluk hat safhada...
Ya dışta?
Türkiye, muhtaç edilmiş; tutsak edilmiş; bilmediği topraklarda savaşmaya zorlanmış, bir gecelik kararla on binerce üniversiteli genç Kore'ye yollanmış, iktidarın başı ABD'de resmen köpek yerine konulmuş, kendisi bile bu duruma siirlenmiş, hıncını da dönünce tabanından almış, bu 'Köpekleştirme' durumuna yasak koydurulmuş,ABD'nin uşaklığının tescili olarak, ilköğretim okullarına her sabah ABD kökenli süt tozu dağıtım emri verilmiş; traktörü neredeyse bedava verenABD, bozulan bir vidayı bile traktörün yarı parasına satmaya başlamış; yerli üretim durdurulmuş, ABD emri ile durdurulmuş, ABD'den bugün hala acısını çektiğimiz borçlar alınmış, pra; ABDli başkanla, bakanla, müsteşarla değil; alt rütbelibir askerle yollanmış; vatan resmen peşkeş çekilmiş; üs haline getirilmiş...
Ve vatanını hala seven az sayıda birkaç kişi, iktidarı ihtilalle ele geçirmiş, ama o da ne;geniş bir halk kitlesi, 'Oh' demiş...
Süreç, belki de kimsenin istemeyeceği biçimde gelişmiş, ne yazık ki bu partide olan kim varsa Yassıada'ya yollanmış; neticede üç idam...
Şu yazıdan 'Üç idam'ı çıkarırsanız; içte ve dışta olanların açıklmasını kim yapablir ki?
Başta tarikatçı ve ulemacı basın ve yayın organları olmak üzere; bir haftadır geniş birkitle; neredeyse Menderes'in son halife falan olduğunu ilan edecek...
Zaten, ilginç birbiçimde bu üç siyasetçiyi, anıt mezarla İstanbul'un göbeğine defnedip, iade-i itibar kılıfı ile ilahlaştırmadık mı?
İlginçtir ki, bu üç siyasetçinin rövanşını alanlar,Deniz,Yusuf ve Hüseyin'i, öldürüldüklerinde, yan yana gömmekten bile korktular...
Ama biraz okuyan, biraz araştıran, biraz geçmişinibilen,biraz vatanını seven; 'Kim hakikaten vatan haini; kim hakikaten vatanperver; hangi idamlar olmasa da olurdu ama haklıydı; hangisi hakikaten haklıydı, hangilerine yazık oldu?' öğrenebiliyor...
Öğrenmeli de zaten...
İdeolojik olarak görebilir, öyle algilayabilirsiniz ama; o günlerin dramını en iyi anlatan bir şiirle noktalamak istiyorum yazımı...
Nazım Hikmet ustadan, 'Diyet' adlı şiirle...
------------------------------ DİYET -------------------------------------------------
Gözlerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki gözünüzle bakarsiniz,
iki kurnaz,
iki hayin,
ve zeytini yagli iki gözünüzle
bakarsiniz kürsüden Meclis'e kibirli kibirli
ve topraklarina çiftliklerinizin
ve çek defterinize.
Ellerinizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki elinizle oksarsiniz,
iki tombul,
iki ak,
vicik vicik terli iki elinizle
oksarsiniz pomadali saçlarinizi,
dövizlerinizi,
ve memelerini metreslerinizin.
iki bacaginizin ikisi de yerinde, Adnan Bey,
iki bacaginiz tasir genis kalçalarinizi,
iki bacaginizla çikarsiniz huzuruna Eisenhower'in,
ve bütün kayginiz
iki bacaginizin arkadan birlestigi yeri
halkin tekmesinden korumaktir.
Benim gözlerimin ikisi de yok.
Benim ellerimin ikisi de yok.
Benim bacaklarimin ikisi de yok.
Ben yokum.
Beni, Üniversiteli yedek subayi,
Kore'de harcadiniz, Adnan Bey.
Elleriniz itti beni ölüme,
vicik vicik terli, tombul elleriniz.
Gözleriniz söyle bir bakti arkamdan
ve ben al kan içinde ölürken
çigligimi duymamaniz için
kaçirdi sizi bacaklariniz arabaniza bindirip.
Ama ben pesinizdeyim, Adnan Bey,
ölüler otomobilden hizli gider,
kör gözlerim,
kopuk ellerim,
kesik bacaklarimla pesinizdeyim.
Diyetimi istiyorum, Adnan Bey,
göze göz,
ele el,
bacaga bacak,
diyetimi istiyorum,
alacagim da. [/B]