YÜZGÜL YENİ ÜFÜRÜKÇÜLERİ YAZDI

........

Güncel - 09-08-2012 19:17

[B] Bilmem hatırlar mısınız? Hurafe kocakarı ilacı üreten, evinde tedavietmeye çalışan, bunları ev toplantılarıyla satmaya çalışan 'Hummacı' kişilerle ilgili ne kadar da çok şey yazıldı... Gün geçmiyordu ki, bir ev basılmasın, bir humacı yakalanmış olmasın... Uğur Dündar başta olmak üzere, O'nun yolundan giden birçok usta gazeteci, haber programları aracılığıyla, 'Elindeki havan içinde, otlarla balı ezip; insanların kafasına sürünce basurunun iyileşeceğini iddia eden hummacı' bombardımanına tuttu Türk halkını... Ortaçağ sonrası 'Simyacı' benzeri 'Otcu Hummacı'lar, neredeyse her mahalle arasına girmiş, insanları kandırıyordu... Evet, 'Aktar' ya da 'Lokman Hekim' kültürü; Türk Tebabet Kültürü'nün bir parçasıydı ama; bu adamların çoğu sahtekardı... Zaman içinde, mahalle arası hummacılar azaldı; hatta bitti. Zira, kapitalist sistemler; bu sektörden de nasiplenmek istedi ve harikulade bir makyaj ile, modern dünyada hayat bulacak; haklarında adam gibi haber yapılamayacak, insanları yine kandıracak ama bu kez o üfürükleri süslü ilaç kutularına koyacak ve tomarla para götürecek yeni hummacıları sahneye çıkardı; ya da daha doğru bir deyimle, piyasayasürdü... Adları, 'Hummacı Hatice Nine' ya da 'Şerafettin Hoca Efendi' değil de, İki harfin ingilizce telaffuzu ile, misal 'T.J.'(Ti Jey) ya da M.A.(Em Ey)'e dönüştürülen ve sonna da 'Production', 'Power' ya da 'Selection' konularak çok daha çekici bir hale sokulunca, mahalle arası hedef kitle, kentleşti hatta bölgeleşti... Tabii bu modern hummacıların mekanı, da mahalle arası evler olamazdı... Öyle ya, ta ABD'den ya da Çin'den geldiği iddia edilen 'Jeniffer Hatun', aliminyum çaydanlıkta demlenerek ince belli bardakla servis yapılırken, yanında 'Kete' ikram edilen bir gecekonduda sunum yapmayacaktı. E ne mi oldu? Mantar gibi biten ve sakanın su dağıttığı gibi yıldız dağıtılan beş yıldızlı oteller ne güne duruyor... Oralarda büyük salonlar kiralandı. Tabii parası, modern hummacının 'Lansman'ına katılanlardan alınan 'Aakbastı'dan çıkıyordu. Satış cirosu buna dahil değildi. Neyse salona geri dönelim. Bir anda duydukları anonsla o ana kadar hiç tanımadıkları hummacı 'Madam' ya da 'Mösyü'yü alkışlamaya başlayan insanlar, kendilerini aşırı yüksek bir müzikle karşı karşıya bulurlar... Derken, bizim Jeniffer Hatun ya da Thomas Hoca Efendi; sinevizyon ekranına yansıyan slaytlar eşliğinde, anlatırda anlatır. Türkçe bilen ama çok tatlı bir aksanı olan bu kişiler, halkı hemen tavlarlar... Anlattıkları ilaçların ortak özellikleri, ya zayıflama ilacı, ya cinsel gücü arttırıcı karışım, ya basur hapi ya da kellik solisyonu olmasıdır... Onlar bu bileşimlere, 'İlaç' denmesine kesinlikle karşı çıkarlar ve'Vallahi de,billahi de, tallahi de bu ilaçlar tamamen doğaldıre, bitkiseldir...'(?)... Ve çıkışta, bir zamanlar 'HaticeNine'nin eli ile sardığı at kestanesi katklı bal,Dolarla, Euro ile kakalanır zavallı vatandaşımıza... Bu toplantıların bazılarında, 'Saadet Zinciri' ya da 'Sattır sen de kazan' sistemi uygulatılmayı da kalkılır... Vergi yok, kontrol yok bir sistem yani... İşte yeni nesil hummacı portresi bu...[/B]
Günün Diğer Haberleri