Taşeron kadar TAŞ düşsün, HAK yiyenlerin başına!

Birçok akraba kayırmacılığı ile yaygın basının gündeminden düşmeyen Sivas Cumhuriyet Üniversitesin bugün yeni bir haberle ulusal (yaygın) basında gündeme geldiği bilinirken, İnternet Gazetecileri Derneğin kadroları ve gönüllüleri bu akraba eş dost kayırmacılığı ve üniversitede yaşanan her türlü olumsuzluk ile ilgili son sürat bilgi alışverişine devam etmektedir.
Taşeron kadar TAŞ düşsün, HAK yiyenlerin başına! “Bunları biz değil taşeron firma alıp çıkarır” savunmasını yapan Rektör Alim Yıldız’ın yaptığı açıklamalar gerçeği yansıtmadı ifade ediliyor.

Görüleceği üzere sosyal medya paylaşımlarında “Yalnız şirketlerin elinde yönetimin yazdığı yazılarda var.. isimli eleman çıkarılsın veya... İsimli elemanın işe alınması diye bunları herkes biliyor merak etmeyin” gibi ifadelere yer verilmektedir.

İnternet Gazetecileri Derneği yöneticilerin ve gönüllü kadrolarının konuyu devletin yetkili birimlerine ve siyasetçilere duyurmaya devam ederken, hastanenin CEO’su olarak her ortamında boy gösteren, kendini öyle lanse eden REKTÖR´ün Vakıflar Yurdundan arkadaşı olan şehirde telefonculuk yapan eğitim düzeyinin ne olduğu belinmeyen Hikmet Erdem’in raporlu taşeronların yerine zaman zaman gelen kardeşi; Cafer Erdem’ın de kabul listesinde yer aldığı öğrenildi.

Raporlu taşeronların yerine yaklaşık 5 yıldır çalışan E.K isimli taşeronun müracaatı red ve kanuni süre içerisinde konuya itirazı da red edilirken, kısa bir süre önce raporlu taşeronların yerine zaman zaman gelen Hikmet Erdem’in kardeşi Cafer Erdem’in nasıl kabul edildiği kamuoyu tarafından merak edilmektedir.

“Hastanın altında kokmuş çarşaflar seriliyken itlerin altında sıfırların ne işi var, kardeşim siz böylemi hastanenin malını kuruyorsunuz?” gibi İnternet Gazetecileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz DEMİRKAYA’nın bu zamana kadar hiçbir sorusuna cevap veremeyen Hikmet Erdem’in  “hastanenin  sözde CEO'su hikmet canım bu raporluların yerine gelen Cafer senin gardaşın mı canım”  sorusuna da cevap verme medeni cesaretini gösteremedi. Liyakatsiz, eğitimsiz, nezaket, medeni cesaretten yoksun, yandaşlık zihniyeti ile hareket eden kadroların varlığı dikkatlerden kaçmıyor.

Ayrıca özürlü taşeron kadrosunda istihdam edilen S.T. ve M.K.’nin kadroya geçme müracaatları red edildiği öğrenilirken, rektör ile yakınlığı bulunan E.K.’nin müracaatı kabul gördü. 

“Buna sevinmemiz gerekir, şirket alır şirket çıkarır. Biz alıp çıkarmayız. Baktığınız zaman 13 kişi civarında falan gözüküyor. Bunlar 7-8 yıldır çalışan insanlar. Şeffaf iş yapıyoruz. Bunun bir emanet olduğunu biliyoruz” diye açıklama yapan Rektör Alim Yıldız ne kadar şeffaf iş yaptığının göstergesi bu olsa gerek.

Şimdi bunu bilen, öğrenen üniversite çalışanı, kamuoyu acaba “buna sevinmek mi gerek yoksa, ağlamak mı gerek” diye yorumlar yapıyor.   

“Şeffaf iş yapıyoruz” diyen Rektör bu ulusal habere konu olan 13 kişinin ne zaman alındığını gösteren belgeleri niye basın ve kamuoyuna sunmadı, açıklayamadı?

Bazı basın yayın organlarında, “Akraba, arkadaş, dernek üyesi gibilerini üniversiteye kazandırmakta üstün başarı ve beceri gösteren rektörün, Üniversitenin akademik başarısı konusunda da üstün bir gayret gösterip göstermediği” merak konusu...

Bulduğu her dergide yazı yazma gibi bir hasleti bulunan Rektörün ise uzun zamandır yeni yayın ortaya koymadığı en kısa zamanda “kul hakkı ve liyakat” üzerine bir kitap kaleme alarak, şehir kamuoyu ile paylaşması arzulanıyor” ifadeleri kamuoyunun dilinden düşmüyor.

Egemen

http://www.sivasguncel.com adresinden 19 Temmuz 2018, 16:34 tarihinde yazdırılmıştır.