ÜNİVERSİTEDE
REKTÖR 17-25 ARALIK SONRASI FETÖ’nün YAĞMUR DERGİSİNDE GÖREV ALMIŞ!
 ATATÜRK'E BÜYÜK VEFASIZLIK
SİVAS’IN DEĞERİ İYİ YÖNETİLEMİYOR !
Bu haber 08 Nisan 2013, Pazartesi 20:28 tarihinde eklendi. 782 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

PROF. DR. ALAGÖZLÜ, PREBİYOTİK BESİNLER KONUSUNDA BİLGİ VERDİ

Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü, Prebiyotik besinler hakkında bilgi verdi.
PROF. DR. ALAGÖZLÜ, PREBİYOTİK BESİNLER KONUSUNDA BİLGİ VERDİ  

Cumhuriyet Üniversitesi (CÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü, Prebiyotik besinler hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Hakan Alagözlü, Prebiyotik besinlerin sindirilmeden geldiklerini kalın bağırsakta dost bakteriler tarafından mayalandırıldığını dile getirerek, sonucunda kısa zincirli yağ asitleri oluştuğunu söyledi. Alagözlü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısa zincirli yağ asitlerinden biri olan bütirik asit, kolon kanserini engellemede çok etkilidir. Prebiyotikler, ilaç formunda olabileceği gibi bazı yiyecekler de bu maddeyi içerir. Yiyecek olarak en fazla da radika, karahindiba, kuru soğan, kuru sarımsak, yer elması, pırasa ve enginarda, az oranda da buğdayda bulunur. Kalın bağırsakta kanser en fazla son kısımda görülür. Nedeni ise proteinleri parçalayan mayalanmanın kalın bağırsağın daha çok son kısmında olmasıdır. Ortaya çıkan zararlı protein yıkım ürünleri, kanseri burada tetikler. Bağırsağın son kısmında parçalandığı için inülin türü prebiyotiklerin faydaları da kalın bağırsağın son kısmı üzerinedir. Bu nedenle et gibi hayvansal proteinlerin yanında mutlaka prebiyotik içeren yiyecekler alınması gerekir.”

Et yemeklerinin yanında radika, karahindiba, kurusoğan, çiğ pırasa, kuru sarımsak, yer elması içeren salata yenmesini öneren Alagözlü, “Prebiyotik içeren bu yiyecekler et yemeğinin kansere yol açan ürünlerini etkisiz hale getiriyor” diye konuştu.

Prebiyotiklerin, kalın bağırsak kanserini önleyici etkisinin yanında kalsiyum emilimini artırdığını belirten Alagözlü, kemik erimesi, şeker ve kolesterolde etkili olduğunu, hastalıklara karşı immün direncini artırdığını ve bağırsak fonksiyonlarını düzenlediğini söyledi.

Alagözlü, Antalya’da 11-13 Nisan tarihlerinde düzenlenecek ve eş başkanlığını yürüteceği uluslararası katılımlı 1. Ulusal Probiyotik Prebiyotik ve Fonksiyonel Gıdalar Kongresi’nde bu konuların geniş şekilde ele alınacağını bildirdi.

Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Alagözlü’nün “Uluslararası katılımlı 1.Ulusal Probiyotik Prebiyotik ve Fonksiyonel Gıdalar Kongresi”nin 11-13 Nisan 2013 tarihleri arasında Antalya’da büyük bir katılımla gerçekleşeceğini ve Kongre eş Başkanı sıfatıyla katılacağı dile getirdi.

Prof. Dr. Hakan Alagözlü konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu kongrenin amacı multidsipliner olması. Yani farklı kategorilerdeki bilim adamlarını probiyotik-prebiyotik paydası altında birleştirmek. Kongremizin farklı branşlardan farklı bilim adamlarıyla katılımın olması Probiyotik-Prebiyotik konusunun enine-boyuna tartışılmasını sağlayacaktır. Öncelikle Türkiye’de ilk kez bu alanda bu ölçekte bir kongre yapılıyor. Katılım ve ilgi beklediğimizin çok üzerinde, bu da bize doğru bir karar verdiğimizi, bu alanda Türkiye’de önemli bir açık olduğunu gösteriyor. Dünya’da bu alanda çok sayıda Probiyotik Derneği var. Dernek başkanları ile temasa geçtik ve kendimizi tanıttık. Hepsinden olumlu geri dönüş aldık. Bu kongrede probiyotikler ve barsak mikrobiyotası ile hastalıklar arasındaki ilişki enine boyuna tartışılacak. Bugünkü tarihe kadar 250 kişi katılacak. Bu sayı kongre tarihine kadar daha da artabilir. Özellikle bu konuyla ilgilenen bilim adamları kongremize gelecek. Amacımız bu alanda çalışan bilim adamlarını tek çatı altında toplamak ve bilimsel faaliyetler yürütmek. Daha sonra ise halkı bu konu ile bilinçlendirmek.

Probiyotikler barsaklarımızda bulunan yararlı dost bakteriler olarak bilinmektedir. Bağırsaklarımızda trilyonlarca bakteri yaşıyor. Özellikle gereksiz kullanılan antibiyotikler, stres, kötü beslenme, ishal bağırsaktaki faydalı bakterileri yok edip farklı hastalıklara davetiye çıkarabilir. Hipokratın dediği gibi “Bütün hastalıklar bağırsaktan başlar”. Erişkin bir insanın barsağında 100 trilyon yaklaşık 1,5 kg faydalı bakteri vardır. Evet yanlış duymadınız 1.5 kg. Bu bakterilerin bağışıklık sisteminde ne kadar aktif rol oynadığını anlamak gerekir. Yani barsak mikrobiyotası bütün sistemle ilgili. Dolayısıyla barsak mikrobiyotası ile ilgili yapılan çalışmalar hızla artmakta ve yeni endikasyon alanları oluşmaktadır.

Yenidoğan döneminden itibaren, barsaklarımız yararlı bakteriler ile kaplanıyor. Özellikle normal doğum sırasında annenin doğum kanalındaki bakteriler bebeğin ilk florasını oluşturuyor. Ama sezeryen ile doğan bebeklerde bu gerçekleşmiyor. Sezeryen doğumun insan barsak mikrobiyotası üzerine olumsuz etkileri olduğu ve ileri yaşlarda bazı hastalıklara neden olabileceği düşünülüyor. Dolayısıyla bir zorunluluk yoksa normal yolla doğum, sezaryene tercih edilmelidir. Erişkinlerde probiyotik-prebiyotiğin  yolculuk ishali, viral ishal, hassas barsak sendrmu, iltihaplı barsak hastalıkları, kolesterol düşürülmesinde, alerji gibi birçok hastalıklarda faydalı etkileri olduğuna dair çalışmalar yapılmış. Hatta vücut kilomuzun barsak bakterileri tarafından ayarlandığını gösteren ilginç bulgular gözlendi.

Bu konuların yoğun olarak tartışılacağı ve çalışma gruplarının oluşturulacağı kongremize tüm ilgilenen meslektaşlarımızı, arkadaşlarımızı bekliyoruz.”

 
 

Yazdır Paylaş
Diğer Haberler
HANGİ TAKIMI TUTUYORSUNUZ !
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
GALATASARAY
TRABZONSPOR
DİĞER
SİVASSPOR
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı