“REKTÖR ÜLKÜCÜ VE TÜRK MİLLİYETÇİ GENÇLERLE ACIMASIZCA UĞRAŞIYOR”
DEVLETİN MALI DENİZ İSE! CUMHURİYET ÜNİVERSİTESİNİN MALI NEDİR?
ÜNİVERSİTEDE HAYATİ TEHLİKE HAT SAFHAYA ULAŞTI!
ÜNİVERSİTE BU SEFER YENİ ASYA GAZETESİNİN GÜNDEMİNDE
Bu haber 09 Ağustos 2012, Perşembe 19:17 tarihinde eklendi. 716 kez okundu.
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

YELDA AVCI AÇIK VE NET KONUŞTU

........
YELDA AVCI AÇIK VE NET KONUŞTU Türk sinema ve tiyatro dünyası, yine yepyeni bir oyuncuyu, bağrına basmaya hazırlanıyor... Bu yepyeni oyuncu, Yelda Avcı... Aslında dizi izleyicileri, Yelda Avcı yüzüne çok da yabancı değil. O'nu birçok dizide, ikinci ve üçüncü rollerde izledik. Ancak, şimdi hedef; kaliteli, toplumsal, izlenebilir ve iz bırakacak oyunlarda baş karekter ya da karekterlerden birini oynamak.. Yelda Avcı, uzun süre, sinemtografi, dramaturji, fonotik, tiyatral anlatım ve jest-mimik eğitim aldıktan sonra, birçok tiyatro ve skeçte, yan rollerde görev aldı. Ardından televizyon deneyimi elde etmek isteyen Yelda Avcı, idealist bir karekteristiği olduğu için, 'Tepeden İnme' değil, basamaklardan bu işe başladı ve hiç çekinmeden önce figüran tipi roler üstlendi. Birçok dizide oynadı ve set deneyimi elde etmiş oldu... O şimdi piştiğine ve gerçek rollerde oynayabileceğine inanıyor.. Yelda Avcı ile, Çırağan Sarayı'nda gerçekleştirilen İTEF Tampınar Edoebiyet Festivali açılış resepsiyonunda sohbet etme imkanı bulduk. Kendisi ile, tiyatrodan sinemaya; sanatçıdan topulma kadar birçok konuda bilgi alışverişinde blunduk... SİNEMA BASİT BİR İŞ DEĞİL 'Sinema bambaşka bir dünya, sanatın en canlısı olan bambaşka bir rüya' diyor Yelda Avcı ve 'Madem ki sinema bir sanat, o halde onu icar edenler de sanatçı olmak zorunda. Herkes sanatçı olamaz. Her kamera önüne geçen, ne oyuncudur, ne sanatçı. Sanatçıır bambaşka bir ruh ister, hele hele sinema sanatçısı; empati yetisi gelişmiş olamlıdır ki, rolnü iyi oynaabilsin. Zira ancak kendisini başkasının yerine iyi koyan biri başkasının kimliğine bürünebilir. Bu nedenledir ki, snema sanatçısı; torpille, tanıdıkla, eşle, dotla olmaz. Önce kabiliyetli olduuna inanacaksın, sona bu işin uzmanlarına inandıracaksın; toplum da inandığı zaman, sinema sanatçısı olmuşsun demektir' diye ekliyor. SANATÇIYIM DİYEN HAKKINI VERMELİ Yelda Avcı, sanatçı kimliği konusunda bir hayli idealist ve acımasız bir fikre sahip. O'na göre bir tek satır okumayan bir kişi, çok yakışıklı, çok tatlı ya da çok seksi olsa dahi, ortaya koyacağı icraat da, en fazal birkaç sene sürer, o da en iyi ihtimalle. Gelin gerisini Yelda'nın ağzından dinleyelim: 'Bir kişi, sinema oyuncusu olmakta kararlı ise, sektörü çok ama çok iyi tanımalı. Bu alanda çıkan he yazıyı okumalı, hemen her tarıtşma programına, sempozyuma katılmalı, çıkan her yayını takip etmeli. Her şeyden önce, bol bol yeril ve yabancı sinema izlemeli. İyi bir birikim elde ettiği zaman, sinemada da o ölçüde başarılı olacaktır. Yoksa başarılı olam şansı yoktur. Dünyanın en atletik yapılı bir erkeği, sinematografik birikimi yoksa, yer yerinden oynasa; ne bir sporcuyu ne de yakışıklı bir aile babasını canlandıramaz. Aynı eşkilde, dünyanın en seksi, tüm erekler tarafından imrenilerek bakılan bir kadın da; sinematografik birikimi yoksa, ne en ateşli öpüşme sahnelerinde ne de bir avukatı ya da öğretmeni canlandıırken başarı elde edemez; birikimi olmyan yapmacık oynar, komik olur. Türk sineması hala bu konuda seçici değil, hala ne kavga, ne aksiyon, ne sevişme; ne de melankolik sahnelerde; yapmacıkılktan kurtulamadık. Hala hayvan gibi sevişen, hala soğan ile ağlayıp, ağlıor mu gülüyor mu belli olmayan; hala kavgadan gran tuvalet çıkan artist ve aktristlere prim veriliyor. Zaten en büyük ekik de, adam giib ve yeterli sayıda sinema eleştirmeni yok bu ülkede. Sanki Atilla Dorsay ve Alim Taşçıyan'dan başka eleştiremn yokmuş gibi, her yerde o ikisinin eleştirisi, Dorsay beğenirse iyi film, Taşçıan eleştirirse kötü film. Bu ülkede akademik eğitim alan onca snemacıo var, biri de çıkıp neden eleştirmenlik yapmaya çalışmıyor? Eleştirmen ya da yorumcu sayısın arttırmazsak, bu işi Dorsay ve Taşçıyan tekeline bırakırsak; sinema da bir adım ilerleyemez. İlerledi sanılır ama, ucuz komedi filmlerine gişe rekoru kırdırmaktan başka bir işe yarmaz bu. Zaten hala, 'Kro' ya da 'Hacı Ağa' tiplemesi rekor kırıyorsa bu toplumda; suçlu sayıları ir elin parmaklaından az olan ve toplumu yönlendimekten aciz, toplumnu tanımayan eleştirmenlerdir...' BOĞAÇ YÜZGÜL/TÜRK HABERLER AJANSI
Yazdır Paylaş
ETİKETLER :
Diğer Haberler
HANGİ TAKIMI TUTUYORSUNUZ !
BEŞİKTAŞ
FENERBAHÇE
GALATASARAY
TRABZONSPOR
DİĞER
SİVASSPOR
GaziSOFT Php Profesyonel Haber Yazılımı