|
|
|
BİR TARİH KATLİAMI BELGESİ |
|
|
|
2010-02-07
02:57
|
| --------- |
| |
SAMANDIRA
Oy potansiyelini arttırmak isteyen AKP tarafından Sancaktepe’ye bağlanarak belde statülüğü elinden alınan Samandıra’da tarihi bir katilama yıllardır imza atılmasına rağmen kimsenin kılı kıpırdamıyor...
Biliyor musunuz, bu semtte 1408 yıl öncesinde yapılan bir saray var...
Maurikios tarafından inşa edilen Damatrys Sarayı, bugün çok amaçlı olarak kullanılıyor...
Çöplük, semtte ölen ya da öldürülen hayvan leşlerinin atık alanı, fare yuvası ve sarhoş ve keş barınağı...
Şimdi sıkı durun, 1992 yılında, İstanbul o zamanki a ile Anakent Belediyesi, bu saray kalıntılarına sahip çıkılması için, bir karar almış ama Rpli üyelerin muhalefeti ile, bu karar iki yıl geciktirilmiş...
1994 yılında ise, bugünkü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanı olunca, kararı kökten iptal ettirmiş...
‘Kentimizde o kadar restore bekleyen cami varken, biz kafir miyiz ki içinde haç bulun bir kalıntıyı restore ettirip para harcayalım’ diyerek...
İşte İstanbullu’nun, kendisine sahip çıkacağı inancı ile 16 yıldır tercihinin zihniyeti...
Samandıra’da, eski mesire yeri olan tam 22 büyük yeşil alan vardı...
18’i, sitelere peşkeş çekildi. İkisini askeriye kullanıyor ve ormanlık alanı halen korunuyor...
İki orta büyüklükte alan kaldı...
Bu 18 alan ne zaman mı peşkeş çekildi?
1994-2007 arasında...
Size semti biraz anlatayım...
Sanmayın sadece Beyoğlu ile Fatih tarihi semt...
Samandıra'nın tarihte rastlanan ilk ismi Demeter'dir. Demeter Yunan Mitolojisinde tarım ve bereket tanrıçasıdır ve insanlara toprağı ekip biçmesini öğreten odur. Samandıra öylesine kusursuz ve doyumsuz bir toprak harikasıdır ki, insanlar onun güzelliğini, bu güzelliğin formu ve ideali olan tanrıça Demeter adıyla ifade etmekten kendilerini alamamışlardır. Ayrıca Samandıra, yabani hayvan çeşitliliğiyle av için de tılsımlı bir mekândı. Bu özelliği ileride onu Bizans imparatorlarının en gözde sayfiye alanlarından biri haline getirecekti. Yazlık sayfiye alanlarına düşkünlüğü ve av merakıyla tanınan Bizans İmparatorlarından II. Tiberius (578–582) ile damadı ve kendisinden sonraki imparator Maurikios (582–602) tarafından Samandıra'ya bir saray inşa ettirilmiştir. Damatrys Sarayı'nı. Kalıntıları günümüze kadar ulaşan ve literatüre Damatrys Sarayı olarak geçen bu saray, inşa edilme amacı olan av ve dinlenmenin yanı sıra, İstanbul'un Anadolu'ya açılan kapısı olması ve Anadolu'ya yapılacak olan seferler doğrultusunda güzergâh üzerinde olması nedeniyle Bizans ordusunun toplanma ve konaklama bölgesi olarak kullanılmış, imparatorlar Anadolu'dan dönerken de, başkente girmeden evvel son gecelerini geçirdikleri yer olmuştu. İmparator Samandıra'da konaklarken haberciler bir gün önceden başkente ulaşır ve İmparator'u karşılamak için gerekli hazırlıkların yapılmasını temin ederlerdi. Bugün yıkıntıları arasında haç biçimindeki sarnıcı, kemer ve tonozları teşhis edilebilen saray, gözle görülen bölümünden çok daha büyük bir alanı kapsadığını tahmin etmekteyiz. Boyutları ve nitelikleri göz önüne alındığında Bizans'tan günümüze ulaşan belki de en önemli yapı burasıdır.
1043 yıla gelince Peçenek Türklerinin Bizans'ı ele geçirmek için başlattıkları harekâtta Samandıra'da 1500 kişilik bir askeri kuvvetle konakladıklarını biliyoruz. Tarih 1296'yı gösterirken İstanbul'da çok şiddetli bir deprem oldu. Bu deprem İstanbul'da taş üstünde taş bırakmamış ve şehir toparlanana kadar payitaht geçici bir süre için Samandıra'ya taşınmıştır. Bundan sonra Samandıra hakkında Bizans tarihçileri sözbirliği etmişçesine susuyor. Zira Osmanlı akınları önlenemez olmuştur ve buraları en çok seven ve en sık kalan İmparator Andronikos II. Paleologos'un ölümünden üç ay sonra Samandıra Türk topraklarına geçmiş olacaktı. Orhangazi tarafından yetkili kılınmış olan Abdurrahmangazi isimli Osmanlı komutanı'nın Aydos kalesini kuşatarak fethetmesi ile gerçekleşmiştir. Böylece Osmanlı hududu diğer fetihlerle birlikte Karadeniz ve İstanbul'a doğru genişlemiştir. Bu dönemde küçük bir köy yerleşimi niteliğinde olan Samandıra, cumhuriyet yıllarına kadar büyük bir mekânsal gelişime sahne olmadan bu niteliğini korumuştur. Ancak, Cumhuriyet döneminde Kartal İlçesine bağlı bir bucak olan yerleşim, 1992 yılında belediye statüsüne kavuşarak hızla gelişmeye başlamıştır.
Yine dikkat!
1994 yılına kadar, semtin yüzde 77’si ormanlık ve yeşil alandı...
2000’e gelindiğinde bu oran yüzde 21’e indi...
Şu anda ise yüzde 2...
Ne mi oldu?
Tarikatçı ve cemaatçi müteahhitlerce site oldu, ev oldu, iş merkezi oldu...
1994 yılında sentte yaşayan yabanı hayvan türü sayısı 24, kuş türü ise 33 idi...
Şimdi ise yabani hayvan çok çok az sayıda yaban domuz ki o da karlı havalarda kuzey ormanlardan iniyor, onlarla sınırlı...
Kuş türü ise 3-5...
İşte nohuta verilen oyun yaptıkları...
|
|
|
| |
|