Yedi ayrı yerde kutladık, 'Yedi tepe İstanbul'un, Avrupa Kültür Başkenti
oluşunu...
Milyonlarca dolar harcadık...
Halk sokaklara döküldü, kültür başkenti olunuşunun şahidi olmaktı
maksatları...
Laserler, havai fişekler, nöbetçi devlet sanatçısı Tarkan, Mor ve Ötesi ve daha
da ötesi..
Saat 20:10'da, sanki sihirli bir el değecek, İstanbul bir anda değişecek;
masallar kenti olacaktı...
Sokaklar, afişler, ilanlar, televizyonlar öyle aktardılar ki bu olayı, az kaldı ben
bile inanacaktım...
Sabah oldu uyandım...
Camdan baktım...
Aaaaaaaaaaaaaa....
İstanbul aynı İstanbul...
Her şey yerinde öylece duruyor...
Kültürün Başkenti İstanbul'da hala yüzde 46 sokağın asfaltı yok, islah edilecek
diye milyonlar harcanmış derelerden yine lağım akıyor...
Yüzde 43 caddesinde trafik ışığı yok Kültürün Başkenti İstanbul'da,
mazgallarının yüzde 71'i tıkalı, alt geçitlerinin ve tünellerinin yarısından fazlası
yağmurda su altında...
Yahu yaya üst geçitlerini bile su basıp gölcük oluşturuyor Kültürün Başkenti
İstanbul'da...
İşsizlik oranı yüzde 32, çalışan nüfusunun yüzde 54'ü ise günlük işlerde
çalışıyor Kültürün Başkenti İstanbul'da..
Kültürün Başkenti İstanbul'da yirmi yaşını geçmesine rağmen denizi görmemiş
yüzde 16'lık bir kitle var...
Sanat mı?
Nüfusunun yüzde 93'ü tiyatroya, operaya, baleye gitmiyor...
50 küsur ilçeden sadece 7'sinde sanat galerisi var...
Nüfusunun daha yüzde 97'si bir kere bile resim sergisi görmemiş...
Bakım ve restorasyonu, kurullara ve kırtasiye bürokrasisine takılan ve bir
akşam vakti yanarak otopark olmayı bekleyen 5 bini aşkın bina var Kültürün
Başkentinde...
Bir de bunları bildiği halde yazamayanlar var...
Onları siz artık iyi tanıyorsunuz...
Belediyenin kendilerine tahsis ettiği yazın serin kışın sıcacık odayı, o odadaki
her yöne açık telefonları, bilgisayarları, ego tatminlerini sınırsız yaşayarak
kafalarınca adam yerine koymadıkları odacıları, sınırsız çay ve yemek imkanını
kaybetmek istemedikleri için, başta belediyenin basın danışmanlığı ve
danışmanlık çalışanları ile, ‘Enseye tokat, malum yere parmak’ ilişkisine
girmeyi, gazetecilik onuruna yakıştırmaktan hiç çekinmeyen, bu nedenle
de,belediye aleyhinde haber yaparken, basın danışmanlığından icazet alan ve
çoğunluğu AKP’nin kalemşörü olan gazeteciler yani...
Onlar da siz İstanbullular'a rüyalar yaşatıyorlar pembe haberleriyle...
Ama bakın sabah oldu...
Uyanın artık...
|